Skip to content

KALİTESİZ HARAM İŞLER…

April 2, 2011

Ülkemizde yaklaşık üç milyon kg. domuz eti üretiliyor.
Ortalamaya baktığımızda kırmızı et üretiminin yarısı kadarına domuz eti üretimi tekabül ediyor.
Bir et’in domuz etinden mamul olduğunu biz tüketicilerin anlaması mümkün değil. Özellikle domuz etini sucuk, salam, sosis şeklinde piyasaya sürmek çok kolay. Bunun yanında toplu yemek pişirilen yerler olan otel ve yemek fabrikalarında domuz eti kullanmanın daha ekonomik olduğu uzmanlar tarafından ifade ediliyor.
Domuz üretiminin diğer hayvanlara nazaran daha kolay olması, doğurganlığının fazla olması, yılda iki kez doğum yapması, ortalama batında 15 – 20 yavru dünyaya getirmesi maliyet açısından oldukça hesaplı oluşu dolayısı ile birilerinin iştahının kabarmasına vesile olabiliyor.
Beslenmesinin kolay olması, kendi pisliği dahil her şeyi tüketmesi dolayısı ile, “Pislikler” tarafından kırmızı et diye millete yedirilebilme ihtimali ortaya çıkıyor.
Yapılan araştırmaların ışığında ortaya çıkan net sonuç şudur ki; ülkemizde üretilen yaklaşık üç milyon kg. domuz eti, çeşitli yön ve yöntemlerle piyasaya sürülüyor ve millete bir güzel (!) yediriliyor.
Çeşitli internet sitelerinde bir kısım firmaların markaları verilerek ürettikleri ürünlerde domuz ürünleri kullandıkları ifade ediliyor ki, biz marka konusuna girmeden bir değerlendirme yapmak istiyoruz.
Yukarıda ifade ettiğimiz rakamların ışığında görülüyor ki % 99’u Müslüman olduğu ifade edilen ülkemizde dinene haram olan domuz eti tüketiliyor ve millete yediriliyor.
Sadece bu boyutu ile baktığımızda durumun ne denli vahim olduğunu görebiliyoruz.
Sadece domuz eti mi?
Elbette hayır.
Bu millete at, eşek, kedi, köpek eti yedirildiğini de yıllarca yazılı basında okuduk, görsel basında izledik.
Peki, ne yaptık?
Hiçbir şey.
Tepkisiz, tavırsız, duyarsız, duygusuz bir toplumun, sürü mantığı ile hareket ettiğini uzmanlar ifade ediyor.
Bireyin bilincini oluşturması gereken devlet, tüketici hakları ile ilgili yasal düzenlemeyi 1995 yılında yaptığı gerçeğini gördüğümüzde ortaya çıkan acı gerçek şudur ki; devlet bireyin bilinçlenmesini arzu etmemektedir.
Bilinç seviyesi düşük olan bir toplumda yöneticilerin işi rahattır. Çünkü sürü mantığı ile hareket eden bireyi istediğiniz istikamete sevk edebilir, istediğiniz şekilde yönlendirebilir, hamaset yapabilir, dini ve milli duygularını istenilen şekilde sömürebilir, domuz, at, eşek, kedi, köpek etini de çok rahat yedirebilirsiniz.
Bu millet maalesef bunu yemiştir. hp
Kusura bakmayın,
Sizde yediniz.
Bizde yedik.
Peki, domuzların bize yedirdiği bu “Haram” ürünleri yemek durumunda mıyız?
Elbette hayır.
Bilinçli, bilgili, duyarlı, duygulu ve akıllı olduğumuzda, Üstat Necip Fazıl’ın ifadesi ile “Marka Müslümanlığını” terk eder, siyasi ve ticari davranışları bir kenara bırakarak “Müslüman gibi Müslüman” ülküsünü benimser ve başkaldırı yolunu seçersek, sivil toplum gerçeğini fark ederek örgütlenme yolunu gidersek bir kısım şeyleri değiştirebiliriz.
Sivil inisiyatifi harekete geçirmeliyiz.
Bunu yaparken de dikkat etmeli, siyasi ve ticari bir olguya kapılmadan gerçek manada sivil bir hareket ortaya konulmalıdır.
“Şu firma bizden” “Bu firma başkasından” “Onu karalayalım, bizden olanın pazarını arttıralım” gibi yanlış içine düşmeden, doğru, dürüst, düzgün davranacak, korkmayacak, kayırmayacak, kıvırmayacak sivil organizasyonlar ortaya çıkmalıdır.
Ciddiyet, hassasiyet ve samimiyet içinde yol alacak bir sivil hareket.
Uyarıcı, düzeltici, sürekliliği sağlayıcı, insan merkezli bir sivil hareket.
Değerlere saygılı, inanç özgürlüğünden yana, tarafsız ama doğrudan yana taraf olmaktan korkmayacak bir sivil hareket.
Sürükleyici, ilkeli ve ürün protesto kabiliyetini ortaya koyacak olan bir sivil hareket.
Son yıllarda özellikle Malezya da ortaya çıkan “Helal Gıda Sertifikasyonu” ülkemizde de gündemde olması sevindirici bir durumdur.
Bilinmelidir ki;
Bir işe hangi ciddiyette başlanırsa o minvalde yola devam edilir.
“Şimdi başlayalım, sonra düzeltiriz.”
“Şimdi belgelendirme yapalım, sonra laboratuar kurarız.”
“Başlayalım, sonrasına bakarız.” Denildiğinde başlamamakta fayda olduğunu düşünenlerin safında olan biri olarak, bu konunun sulandırılmasına, bilimsel verilerden ve teknik donanımdan uzak bir anlayışın helal gıda sertifikasyonuna büyük zararlar vereceğini düşünüyoruz.
Özellikle ülkemizde yönetim sistemlerinin belgelendirilmesi sürecinde bugün gelinen noktanın zararlarını hepimiz biliyoruz.
Önüne gelenin danışman olduğu, belge satışının pik yaptığı, akreditasyon kurallarının hiçe sayıldığı ve kalitenin sulandırılmaya devam ettiği bu ortamda, aynı durumun helal gıda sertifikasyonunda da ortaya çıkacağından endişeliyiz.
Yönetim sistemleri belgelendirme sürecinde “Parayı veren düdüğü çalar” misali “Parayı veren belgeyi alır” anlayışı yerleşen ülkemizde, kalitesizliğin helal gıda konusuna da yansıyacağından endişe ediyoruz.
Manevi duyguları yoğun olan insanımızın bu bağlamda sömürülmesini arzu etmiyoruz.
Helal gıda belgelendirme işleminin rant aracı olarak görülmesi tüketicinin aldatılması, üreticinin soyulması ve kalite anlayışının daha da yozlaşmasına sebep olacaktır ki buna itirazımız vardır.
Yahudilerin, “KOŞER” belgeli ürünler kullanma kararlılığı olduğunu gördüğümüzde, Müslümanların “HELAL GIDA” hassasiyetine kimsenin ses çıkarma hakkı olmamalıdır.
“KOŞER” belgesi ile ilgili Yahudilerin göstermiş olduğu hassasiyet, ciddiyet bu belgelendirme sisteminin güvenirliliğini ortaya koyuyor ve tüketici tarafından tercih sebebi oluyor.
Ülkemizde ise belgelendirme süreçlerini inlediğimizde görüyoruz ki; başta TSE ve sayıları bir elin parmakları kadar olanların haricinde olanlar, belge satışı yapmakta, parayı bastıran belgesini almakta, ciddiyet ve hassasiyetten uzak bir anlayış ortaya konulmaktadır.
Kalite kirletilmekte ve kalite kabul gören bir olgu olmaktan çıkarılarak tüketicinin kaliteye olan güven duygusu zayıflatılmaktadır.
İşte bu çirkin anlayışın, helal gıdanın belgelendirme süreçlerine yansımasını şimdiden engellemek ve tedbir almak gerekiyor.
Öncelikle ciddiyet…
Sonra hassasiyet…
Güven…
Üreticiye saygı…
Tüketiciye saygı…
Saygısızları ifşa edecek ve doğruları koruyacak yapılara ihtiyacımız var.

Mustafa KARAMAN

Kalite Birliği Başkanı

 

From → Makaleler

Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: